Belli bir zamandır sürekli "Çete Savaşları" adlı oyuna katılmam için arkadaşlar sağolsunlar taleplerini bildiren
iletiler gönderiyorlar.Bilmem kim çete savaşlarında oto park satın aldı,bilmem kim gri çizgili takım elbise
satın aldı,bilmem kim kumarhane bastı cesetlerin üzerini pasfotomaç ile örttürdü...türlerinde yazılar okuyorum
arkadaşlarımın profillerinde.Şunu açıkça ifade etmeliyim ki,ben o oyunu hiç oynamadım gönderilen hiçbir talebi
kabul etmedim.Ve içinde ne olup bittiğinide bilmiyorum açıkçası.Yani ömrümün belli bir kısmını gerçekte
yapamayacağım şeyleri yapıyormuşum gibi gerçekleştirmeye adayamıyorum.Bilmem kimin bilmem neresinin basılması
yada zırttırıbırttırının takım elbise ile dolaşması gerçekten umrumda değil.Hani zaten ana haber bültenlerinde
yada gün içinde haber kanalları izlerken (ki bunu çok nadir yaparım) sürekli olarak "Ergenekon" adlı çetenin
haberlerini izliyorum ve bunun üzerine facebook a girdiğimde gelen "Çete Savaşları" iletilerini görünce açıkçası
sinirleniyorum.Yani bunun kesinlikle eğlenceli bir yanı olduğunu düşünmüyorum.Salvador Dali'nin sergisini
heyecanla bekleyen insanların azınlığı ile Kurtlar Vadisi dizisinin başlamasını iple çeken çoğunluğu gördükçe
ileriye dönük umutlarımıda yitiriyorum.Şimdi gene çıkıntı tiplerin yorumu şu olacaktır."Kardeşim sende
sergilerde dünyaya geldin sanki ulan bunu diyende şöyle olsa böyle olsa gam yemeyeceğim" türünden tepkilerle benim
gibi tiplerede gereken ders verilebilir elbette.Ancak her zaman söylenecek bir söz olduğunu düşünüyorum.Hayali
kahramanların hayatlarını "oğlum bu bilmemkimin hayatıymış esasında lan derin devlet lan bu aslında burada olanlar
gerçektede var" diyerekten kendilerini kandırmaktan öteye gidemeyecek salaklıkla izleyen gereksiz birikim elbette
ani bir değişim yaşayarak değişmeleri gerektiğini söylemeyecekler hatta değişmeyecekler.Ülkedeki türban gerginliği,
derin devlet söylentileri,deniz feneri yakıp söndürenler,şehit cenazeleri,ekonomik kriz,başbakan yardımcısının
yolsuzlukları,belediye başkanlarının yolsuzlukları...bir sürü şey yaşanırken bu ülkede elbette birşeylerin
aniden değişmesini beklemek yanlış.Hayal dünyasında yaşamak güzel birşey ancak özellikle aptalın erkek olanının
içindeki şiddet duygusunu çete savaşı oynayarak ya da aklı sıra sert davrandığını düşünerek tatmin etmesi bu
ülkede daha çok angut cinayet haberlerinin okunacağının işareti.Ülkede başbakan gergin,ülkede fatih terim diye bir
adam var o sürekli gergin,ülkenin basını gergin,o basını takip eden sokaktaki adam gergin,köşe yazarları gergin,
televizyonlara ne sebeple çıkarsa çıksınlar televizyoncularda gergin,eğlenmek için izlenildiği sanılan
yarışma programlarında cinayet işlenmesi yakındır.Kısacası ülkede neredeyse herkesin gergin olduğu şu zamanda
daha adam akıllı işler yapılsın isterim şahsen.Hani buna Dali sergisine giderek başlasa insanlar ne güzel olur.
Bilmediğim bir sürü şey öğrendim yine gideceğim yine öğreneceğim.Bize dayatılan şiddeti sertliği kabul etmek
yerine her türlü olaya sağ duyuyla yaklaşırsak bence şiddeti gerçekleştiren herkes pes edecektir.Sorunları
konuşarak çözebilmeyi öğrenmeliyiz bizi diğer canlılardan ayıran özelliklerimizi hayata geçirebilmeliyiz.
Kimse bana para yok pul yok fakirlik açlık var demesin.Sağa sola biraz göz gezdirseniz başarılı ve mutlu insanların
hep imkansızlıklardan yola çıkarak mutlu bir yaşam sürmeye başladıklarını göreceksiniz.Tabii sizlerin
ne ile mutlu olacağına bağlı birazda.Hani bazısını çete savaşçısı olmak mutlu eder bazısınıda yeni şeyler keşfetmeye
açık zekalar.
Alican Arıcan
30 Eylül 2008 Salı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder