30 Temmuz 2009 Perşembe

BAŞLIK

Sahada sadece futbol oynanacak..alt tarafı bir futbol maçı.Basının gazına gelmeye dünden razı bir teknik direktör takımın başında kendi kendine takım kurmakta.Çevresinde birikmiş eski futbolcuların fikirlerinin önemsenmediği her hallerinden belli.Sanki "bilmem kim" abi kampı ziyarete gelmişte öylesine sahaya çıkmış gibi.Kariyerine mühim kupalar sığdırmış bir teknik direktör ve onun çevresinde vazgeçemediği iki adam..Eser Özaltındere ve Müfit Erkasap..belki önem sırasına göre Müfit Erkasap birinci sıraya konulabilir.Bilmemkaç maçtır yenilmeyen bir takım ile maç yapılacak..herkes fena derecede gergin herkes o maçların sonuçlarını bekliyor.Türkiye dünya kupasına sadece reklamlara bakılırsa "gitmiş" bile..gitmekle kalmamış finale bile kalmış bence.Ama sadece reklamlara bakılırsa.Reklam olayı renkli bir durum tabii adam sana sattığı donun yırtığını göstermeyecek tabii.Reklam eğlenceli iş tabii adam sana donu satarken "kadın" üzerinden yapar reklamını.Adam sana halı satar ama "kadın" gösterir.Erkeğin bu kadar baskın olduğu bir ortamda (bu sadece bu ülke için geçerli değil) kadının her ortamda eziliyor ve kullanılıyor oluşu tam bir sapıklık.Saç boyası satarken kıç göstermek gibi birşey bence.Herneyse işte reklam olayı eğlenceli bir durum olduğundan biz dünya kupasında final oynayacak takımın taraftarları havasına bir güzel sokulduk o malum maçlardan önce..dünya büyükse biz de büyüktük falan fistan.Amansız olmamız emredilmiş ve alttan alttan verilen müzikle sahaya çıkacak futbolcular iyice gazlanmışlardı.Ve enteresandır gazlandıkları iki maç sonunda ortaya çıktı.Kötü oynamaları üzerine birşeyler söylüyor olmak istemiyorum.Oynanan futbol hakkında yorum yapmaktansa o futbolun sebeplerini kendimce yazmayı tercih ederim.İlkokula giderken öğrendiğim birşey vardı..kompozisyon yazarken önce başlığı atmazsın;yazıyı yazarsın başlık o yazının bahsettiklerine göre en son konulur.Ve ben bu maçlardan ve izlediğim "etkileyici" reklamlardan sonra hem ülkedeki "milliyetçi" durumdan istifade eden reklam sektörüne hem o sektöre böylesine malzemeler veren milli takım oyuncu ve teknik ekibinin başındaki adama oldukça sinirlendim.Her basın toplantısında ya da kameraların kendisine döndüğü her an kendisine sorulan soruya "felsefi" cevap vermeye kastıran bir adamın reklam sloganları ile yaptıklarının bir olmaması üzerine çıldırdım.Çıldırdım çünkü sadece reklamlardan değil,milli takımın başındaki görevi sebebiyle federasyondan aldığı maaşın bu ülkede milyonlarca insanın ömürleri boyunca çalışsa bile elde edemeyeceği paralar olduğunu düşündükçe sinirlendim.Oynanan iki maçtan "bir" puan bile çıkaramayan takımın hocası sürekli zengin olurken..derdi sadece futbol izlemek olan insanlar "saçmasapan" bir futbol izleyip kahrediliyordu.Amacım birilerinin linç edilmesi değil..ben bu ülke de köşe yazıları ile idam edilen ve cenazeleri kaldırılan insanlar biliyorum..sizler de biliyorsunuz.Bu yazıyı yazmaktaki amacım bu ülkede "eleştirilemeyen" bazı adamların aslında eleştiriye açık olması gereken makamlara getirilmiş olmalarıdır.Bu ülke de milyonlarca insan işsiz dolaşırken..sen paranı günü gününe alacaksın..üstüne basınla aranı hiç hoş tutmayıp istediğin adama istediğin küfürü basacaksın ve senin yalakan basın bundan bir satır bile bahsedemeyecek.Sen mafya tavrıyla hareket edip "babacan" ayaklarına yatıp reklamların başrol oyuncusu olacaksın..ee kimse kusura bakmayacak ne daha önce alınan kupalar ne de bükülen kaş göz kurtarır adamı.Tabii enteresan bir ülke burası..daha o spor yazarına küfür ettiği an federasyon tarafından kovulmayı beklemeden istifasını sunup yaptığı kabalığın cezasını çekmek adına ilk adımı kendisi atacak insan evlatları sayabiliriz dünya üzerinden.Ancak bu ülke bu tür konularda çok garip..kimse koltuk sevdalısı değil ancak kimse kolay kolay çekip gidemiyor.Şan ve şereften bahsedilmeyen ortam yok ancak ahlaksızlığın döndüğü ortamlardan kolay kolay çekip gidebilen adamlarda göremiyorum.Sahip çıkılan değerler değiştikçe değişiyor.Sokak ortasında adam vurulduğunda "neden?" sorusu yerine vuran adama "helal olsun" diyen bir insan kalabalığı hükümet eli ile yaratıldı ve işin kötüsü yeni katiller sokaklarda kol geziyor.Bugün ülke de eleştiri kabullenemeyen ve hemen sinirlenen bir başbakan var..o başbakanın bakanları var..Ali babanın bir çiftliğinin olması gibi..bu ülke de eleştiri kabullenemeyen ve başbakan gibi işi hakaret boyutundan küfüre taşıyan bir milli takım teknik direktörü var.Yazıyı yazmadan başlığı atan insanlar var bu ülkede..bunun sonu gelmezse eğer biz yitirdiğimiz benliğimizin bizi çürütmesini beklemekten başka birşey yapamayacağız.Bizi yöneten sistem ve o sistemin içinde bir takım güçler elde etmiş adamlar "çiftlik" sandıkları bu mekanın rahatını doyasıya yaşarken..üstüne üstlük bizlerden olanlara hakaret edebilme hakkını kendilerine hak sayarken..kimse kusura bakmasın ben bu adamlar gidene kadar bazı şeylerle arama mesafe koyarım.Bu zamanda en zor şey belli ki "tepki" koyabilmek ya da "hayır" diyebilmek..ve ben hayatımın hiçbir döneminde "hayır" kelimesini kullanabiliyor olmaktan dolayı bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum.Oynanan maçlar ya da yapılan yerel seçimler gösterdi ki..birileri kandırmaya devam ediyor,birileri aldatmaya devam ediyor.Ve bunlar devam ettikçe belli ki en azından ben istediğim şeyleri kolay kolay gerçekleştiremeyeceğim.Demokratikleşme adı altında "kendine müslüman" olanların sayısı arttıkça "çoğulcu demokrasiden" bahseden yalancıların sayısı arttıkça belli ki bu ülkede ne sanat..ne spor..ne siyaset...kısacası BİLİM gelişmez.Bu ülke de iktidar partisi halk tarafından onaylandığı her an "bilimi" reddeden çalışmalar yapmıştır..yapmaya devam etmiştir.Hızlı tren kazası,THY uçağının düşüşü şu an aklıma gelen iki örnektir ve bu örnekler başka coğrafyalarda "makam" sahibi insan evladının makamını dürüstçe terk etmesiyle sonuçlanabilir..ama diyorum ya biz bir enteresanız bu konularda..kesinlikle bir garibiz.Bazı şeyleri "kör" milliyetçilik yapmak yerine "dürüstçe" tartışarak çözmemiz gerekiyor.Yoksa sen çalışırsın ama başkası beslenir...


Alican Arıcan

07/04/09

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder