Birileri sizin için hiç değerli olmayabilir.Birilerinin nefes alıp almaması yada akşam evlerine gittiklerinde sevdiklerini görüp görmemeleri sizin için hiçbir anlam ifade etmeyebilir.Siz izlediğiniz dizilerde sadece başrol oyuncularının haftalık kaç bin ytl aldığını merak edersiniz.Belli bir bölümden sonra hep aynı konuları işlemeye başlayan dizilerde arka planda kalan "set emekçileri" kimsenin umrunda olmaz.Onlar görünmedikleri için ya da görünmeyen kahraman oldukları için kimsenin umrunda olmazlar.Onlarda her insan gibi doğar-büyür-ölürler.Kaçınılmaz son onlarında yakasını bırakmaz elbet onlarda bilirler ki öleceklerdir.Onlarda senin benim gibi öleceğini bilerek yaşar.Belki çok mutlu belki çok mutsuz ama yaşarlar işte sonunu çokta düşünmezler belki.Çünkü onlar için günümüz şartlarında "geçinebilmek" gibi bir kaygı vardır.Belki birçoğu dahada ilerisi için çok güzel planlar yapmaktadırlar ne bileyim bu ülkenin sinema sektörüne daha fazla faydalı olmayı düşünmektedirler belkide.Ama Attila İlhan demiş ya "An Gelir" şiirinin sonunda "An gelir Attila ölür" diye...geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz "set emekçileri"nin sonuda böyle oldu an geldi ve öldüler belki birilerini daha mutlu etmek belki birilerine daha fazla kazandırmak için.Ama öldüler hemde emniyet şeridinde duran bir kamyonete çarpıp öldüler.Genceciktiler ve hesabı verilemeyecek bir ölümle yüzleştirdiler arkalarında bıraktıkları insanları.Berbat bir sonbahar başlangıcı yaptık İstanbul'a kar düşmeden hemen önce.Elbette herkesin sesini duyuracak o mikrofon gezinecek elden ele cenazelerinde ve herkes aynı şeyi söyleyecek "kimse böyle olmasını istemezdi" diye.Ama emin olun insan evladını yaratık haline getiren "para kazanma hırsı" ve "kriz" daha çok can almaya devam edecek.Bu belki set işçileri olacak belkide Tuzla'da tersanede ter döken işçilerden belki bir maden işçisi kaybedeceğiz Zonguldak'tan gelecek haber belki bir inşaat işçisi atlayacak aşşağıya en tepeden çünkü "işçi" isminden ve cisminden faydalanan sektörlerin canavarlaşması devam ediyor olacak.Kendi kendimize yarattığımız ve sürekli büyümesine izin verdiğimiz bu yaratık gün geçtikçe daha fazla şeyi öğütmeye başlayacak çevremizde.Ve biz gözyaşı dökerek önüne geçemeyeceğiz belli ki bu olanların.Diziler altmış dakikaya indirilsin yalanlarını duymaya devam edeceğiz belli ki.Oyuncu ücretleri düşürülmeyecek belli ki.Özgü Namal bir gün televizyona çıkıp "para konuşmak istemiyorum işimi kirletiyor" tarzından kendi derdini anlatıp olay yerinden sinsice uzaklaşabilecek belli ki.O... ÇOCUKLARI filminin set ekibinin ücretlerini alamamasına böyle tepki koyacak o da.Hani set işçileri Özgü Namal'ın axess reklamlarından ne kadar para kazandığını tartışıyor olacaklar ya.İşte bu halk işte emekçiler (nereden olurlarsa olsun) bu şekilde öğütülecek ve bu ülke kan kaybetmeye bu şekilde devam edecek.Ve bizler Zehra SEZGİN ve Tülay ERGİLDİ gibi emekçilerimizi yitirmeye devam edeceğiz.Büyümesine izin verdiğimiz ve belkide kendi ellerimizle tüm iyi niyetimizle beslediğimiz bu canavarın en azından güç kaybetbesi için herkesi greve çağırıyorum bu defa upuzun bir greve hemde.Belkide hiç bitmeyecek bir greve.Çünkü görünen o ki.Bu ülkede grev yapsanda saygı yok yapmasanda.Madem öyle en azından ölümün sebebi sistemin köpeklerine tepki koyarak olsun.En azından bu defa birilerinin aklı başına gelsin insanlar televizyonda izledikleri sinemada gördükleri filmlerin dizilerin ne şartlarda çekildiğinin ne acılar ile büyütüldüğünün farkına varsın.Her sektör için emeğe saygı sonsuz olsun...Belkide hiç gerçekleşmeyecek bir rüya...Emeğe saygı.
Alican Arıcan
25/12/08
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder