çok ilginç..herkes iktidar partisini "yolsuzluk" başlığının altından etkisiz hale getirmeye çalışıyor.
bir gariplik var
birilerinin kasetleri çıkıyor.
"özel hayat" diye bir şey vardı bir aralar...
başbakanın umrunda değil..çünkü diğerleri bir ara onun çocuklarının okulu ve gemisi üzerinden siyaset yapıyordu..
peki diğerleri neden öyle diyordu..
çünkü bizim memleketin fakir türbanlısının amerika'da okuma şansı yoktu..
ama başbakan evladı olduğunuzda durum değişebilirdi..çünkü varlıkta sınır yoktu.
başbakan evladı olduğunuzda gemi almanızda bir sıkıntı elbette olamazdı..varlığınıza varlık katmanın etik olup olmadığını tartışmak bile günahtı...
başbakan evladı olduğunuzda..ya da yakınıysanız dokunulmazlığınız otomatik olarak devreye giriyordu.
bana kalırsa sorun buydu.
diğerleri başbakan ve çevresi hakkında konuşurken..aslında özel hayata falan değil..
senin benim hayatıma tecavüz edildiğinden sebep konuşuyordu.
yani ben gemi almak istesem tabii ki alamıyordum..ama başbakanın oğlu alabiliyordu
cumhurbaşkanı oğlu olduğunuzda 18 yaşına bastığınız an şirket açmanızda sıkıntı olmuyordu..dilediğiniz ortaklığa adım atabiliyordunuz..çünkü babanız cumhurbaşkanı..var mı ötesi?
var mı ötv'si?
bilemiyorum.
herneyse işte..şimdi bu kasetleri savunanlar..işte bunları bahane gösteriyor..belki göstermiyorlar ama
bence elalemin özel hayatını gözler önüne seren organize işlere karşı sessiz kalıyor..ya da destek veriyor olmalarının sebebi ancak bu olabilir..
kin kötü bir şey..iktidar geçmişin kinini tutuyor topluma karşı..toplumun muhaliflerine karşı.
açıkça bir şey söylemek gerek..kin götürür..yani kin erken götürür..öldürür yani..
geçmişin hesabını kasık üzerinden siyaset yaparak soruyor akp...
akp'yi desteklemekle..kaset hadiselerini desteklemek ayrı bir şey..
akp'yi destekleyenler..bunu yapmaya devam edebilir..ama kaset hadiselerine alkış tutanlar..bunun hesabını zaman içinde kişisel olarak zaten öderler..çünkü yeryüzünün vicdanı vardır..zemin hep aynı değil yani.
herneyse...
bu kaset olaylarında iki taraf var..kadın ve erkek..kadın zaten bizim toplumda sessiz bırakılmış..
sesi kesilmiş..gücünden yoksun hale getirilmiş..tamamen erkeğin hizmetinde bir varlık gibi bir şey..
kadının adı olsa şekli yok..şekli olsa adı yok...yok yani..
neden mi?
bana kadınların derdine derman olacak bir ülke politikası söyle?
söyleyemezsin çünkü yok.olsaydı eğer..eşinden ayrılmış kadınların sokak ortasında öldürülmesine sessiz kalan bir memlekette yaşıyor olmazdık..
bu kaset hadiseleri birilerini koltuklarından ediyor olabilir..
ama unutulmamalı..kadınlara daha çok zararlı o kasetler..
belli ki organize çalışıyor bu görüntüleri kaydedenler..
biz paranoyak türkiye'liler diyebiliriz ki..işin arkasında mossad var..cia var..fbi var..gülen cemaati var..var kere var...
mesele bu işin arkasında kimin olduğundan çok
buna destek çıkan iktidardır..
iktidar böyle davranarak kendi kuyusunu kazıyor...ama zaten biz yüzünü ikiye bölmüş bir toplum olduk çıktık...bu kadar basit düşününce bunların hepsi boş öyle değil mi?
zaten bir garibiz..
andımızda "ne mutlu türküm diyene" diye bir laf var..senelerdir tartışma konusudur..
önümüzdeki genel seçimlerde bi parti..seçildiği takdirde andımızı kaldıracağını söylemiş..
türk kere türk olduğunu her ortamda dile getiren bir arkadaşım karşı çıktı bu fikire..
sebebini sorduğumda ise.."bu memleketin ekmeğini yiyen herkes türk'tür." dedi..sinirli bir şekilde..belli ki dolmuş kendince..
sonra ona dedim ki..almanya'nın ekmeğini yiyen real madrid'li mesut alman vatandaşı olmayı seçtiğinde ayaklanıyorsun..
ne biliyorsun senin memleketinde andını söylemek istemeyen adama senin ekmeğinin gitmediğini?
ekmekten kastım..doymak meselesi..
karnı tok adamın huzuru olur..aç adam huzursuzdur aranır..
ama aç olmak demek meclise giren seçilmişlerin sağda solda bulduğu yükseltiden topluma gerginlik ayarı verme hakkını sağlamamalı..
anlayış beklemek için önce anlayışlı olmak gerek sanki.
alican arıcan
11/05/11
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder