
sırtımın ıslandığını hissediyorum..çimlerin üzerine yatmıştık..hayvan gibi yağan yağmur sonrası..
yanımdan bir ses geliyor..tam olarak sol yanım.."yazarken neden sürekli iki nokta koyuyorsun"..cevap veriyorum "ben o noktaları konuşurkende koyuyorum zaten"..sonra anlam içermeyen bir sessizlik..gökyüzüne bakıyorum..bilmiyorum sol yanımda duran ne yapıyor..hiç umursamıyorum zaten..aklımın ucundan geçmiyor..şimdi bundan bahsetmenin sebebi ise bunu daha evvel yaşamış olmam mı?
sonra yeniden başlıyor yağmur..sadece sırtımın deli gibi ıslandığını hissediyorum ama..çamurun üstünde yatıyorum..ya da yatıyoruz..çim zannettiğimiz yeşilliğin hiç ilgi gösterilmemiş bir çocuk parkının etrafını süsleyen üç-beş angut ot parçası olduğundan hiç haberimiz yoktu zaten..sonra telefonumu kaybetmiş olduğum için bir süre kafamı başka şeylere takıyorum..
iletişime takıyorum kafamı..zaten ben telefonda konuşmayı hiç sevmedim...ben seni göremeden konuşunca ya da sizi..bi saçma oluyor sanki..
belki sen benimle çok önemli bir şey konuşuyorsun ama üzerinde sadece donun var..ben bunu bilemem ki..belki burnunu karıştırıyorsun o sıra..ya da kanaldan kanala geçiyorsun televizyonda..belki bambaşka şeyler dönüyor senin ortamında o sıra..ne salak bir alet bu telefon...içimden geçiriyorum bunu..sonra gökten gürül gürül sesler geliyor..sol yanımdaki uyarıyor.."acıktım"..ya insan ne garip varlık diye geçiriyorum içimden..zaten ben içimden geçirdiğim şeyleri dışıma bir dökebilsem..sanırım etrafımda çok az insan kalır..
"ulan" diye bağırıyorum..şimdi mi söylenir bu..biz geldiğimiz yerden kaçalı sadece altı saat olmuş..medeniyet dediğin yerleşimden uzaklaşalı sadece altı saat!..nedir ki onca senenin içinde altı saat!..ne yaptında acıktın..yağmur altında yattığın için mi?..imkansız ve salakça diyorum ve ayağa kalkmaya çalışıyorum..çamur tabii etraf..üstüm başım batmış..su içindeyim..ayağa kalkıyorum ama buna rağmen sol yanımda durana hiç bakmıyorum..
sanki gemideyiz..ben uzaklara bakıyorum..üzerinde durduğum kara parçası bir yere yanaşacakmış gibi..halbuki kimsenin kimseye yanaştığı yok..benim aklım karışıyor yine..sonra yine sol yanımda durandan bir ses.."e acıktım ben"...beni çok yoruyor..resmen yoruluyorum..belki hiç hareket etmeden..belki sadece düşünerek..o kadar çok yoruluyorum ki..sürekli aynı şarkıyı dinlesem hiç farkına varmam şimdi...benim içimden en az bir sene uyumak geliyor...çünkü hava tam uyku havası..ama bizim geldiğimiz yerden kaçalı tam altı saat olmuş..sol yanımdaki acıkmış..ve sanırım hikaye tam olarak burada başlamış
neden kaçtık? diye soruyorum ona...sevmediğimiz için diyor ve susuyoruz yine..ulan..zeki demirkubuz görse bizi..halimiz resmen "bekleme odası 2"..hiç izlenmemiş bir filmi bile en az beş bin kişi izler diye geçiriyorum içimden..sonra kafam yine karışıyor..bir uyanıyorum ki evi su basmış...küvetteyim..ama kendimi kuveytte sanıyorum..saddamı ararken doluya tutulmuşum..kimsenin okumadığı bir kitabı bile hiç yoktan bin kişi okur diye düşünüyorum..kafam yine karışıyor..
anlayacağın..boşa kürek çekiyoruz aslında
sigortan yoksa bu hayatta
sahip olduklarının hepsi yaş
alican arıcan
27/04/11
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder