
*çözdükçe dolaşıyor..lalalalalilalalalilala
*bazen düşünüyorum..çocukluğum ne kadar ilginç geliyordu bana..çocukluğumda hayat ne kadar ilginçti..mesela yarım gün okula gittiğim günlerde..insanların ben okuldayken ne yaptıklarını düşünür..ve okula gitmeyenleri şanslı sayardım..büyüdüm hayvan gibi bir insan oldum..hala böyle düşünüyorum..yine üniversite ortamı fena değil..hele benim gibi bir okulu bırakıp başka bir okula sıfırın sıfırından başladıysanız..artık bazı şeyleri düşünmeyi bırakıyorsunuz ben ancak ikinci üniversiteye başladıktan sonra anlayabildim okulun bitirilmesi gerektiğini..yoksa anaokulu denen şeyden beri sevmem okulu..hatta kendimce bir yöntem geliştirmiştim..okulun kapısına kadar gelip kusmak gibi..kaldı ki ben sabahları erken saatte kahvaltı yapamam aslında..boş mideyle nereye kusuyorsam?
*enteresan zamanlardı..o zamana ait saçmasapan fotoğraflar var kafamda..düşündükçe geri dönesim gelmiyor değil..geliyor da değil..gidiyor da değil..your-can-ki-vahim...anlatabildim mi?
*biz solaklar için "akıllı".."yetenekli" derler..ben böyle bişeye kesinlikle inanmıyorum..bence biz solaklar..aksine mallığa en yakın insan grubuyuz..ben aklı başında solak görmedim desem yeridir..zaten ben çok solak görmedim..ya da ne solaklar gördüm gördüm zaten yoktular..böyle bir solak görülmemiştir..
*ibrahim üzülmez var mesela en deli solak..bir garip çoban gibi..ama severim iboyu..canım abim!
*benim için birisini sevmekten daha kolay bişey yok aslında..ama insanlar kendilerini antipatik hale getirmek için fazladan çaba harcadıklarında gerçekten kakasını asfalta sıçan bir görünüme kavuşabiliyorlar..yüz ver ayıya elliye indirsin üç dakikada tarzında
*çıkar amaçsız suç örgütü varsa gerçekten pırlanta gibi insanlarca kurulmuş olsa gerek
*iyi insanların erken öldüğünü düşünüyorum..bu şekilde dünya da sadece kötüler kalacak ve sonunda kör tuttuğunu mantığı ile..uyyyyii
*öyle uzak ki yerim uzakları aşıyor
*ramadan ayında iftar çadırları vardı eskiden..ben hiç gitmedim..evvela oruç tutmadım zaten..yani tutmasamda giderdim belki ama..hiç aklımdan geçmedi iftar çadırına gitmek..iftar çadırlarında ne hikayeler vardı kimbilir..hepsini kaçırdım mal gibi
*dün otobüste koltuk değneği ile ayakta durmaya çalışan bir abimize yer verdim..her ne kadar o abimiz yeri benim değilde ona işaret çakan "konuşkan ve kafa sken" bir başka abimizin verdiğini düşünüp defalarca ona teşekkür etse de..tabii ki koltuk değnekli abime sinirlenmedim..sonra kulak verdim kendisine..yanında oturan ve mesleği elektrikçilik olan diğer abiye anlatıyordu derdini..sağ bacağı hissizmiş..üç sene önce olduğu bir ameliyatta anesteziyi fazla basmışlar..adamın bacak kalmış öyle..250 milyarlık dava açmış ama ortada sonuç falan yok..arkadaş ben de o esnada işe gidiyorum..sözde geyik yapacam falan..hani gün güzel geçecek her gün olduğu gibi..çok üzüldüm..resmen içim parçalandı..abimiz bakır ustasıymış..adamın mesleği varmış ameliyattan önce..kapalıçarşı dolaylarında..ama son üç senede onun psikolojisi falan kalmamış elbet..adamın hayatını skip atlamışlar afedersin..istinye devlet hastahanesinde olmuş hadise..abimiz arnavutköy dolaylarında ikamet ediyormuş..olanlara rağmen gülüyordu..elektrikçi abiye elektrikle ilgili sorular sordu..hikayeler anlattı falan o kısa mesafede..ama bilen bilir zaten..istanbul trafiğinde kısa mesafe en az yarım saati alır hayattan..bu sebepten skerler bizi yaşarken ve özel hayatımız falan kalmaz..
*öperim
Alican Arıcan
03/09/2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder