1 Aralık 2009 Salı

BEYİN YANDI-13

Talihsizlik "güzel kızları hakkında bin tane hikayesi olan izmir'de en çirkin kızı bulup onunla bir yastığa baş koyacak kadar samimi olmak" ile açıklanabilir mi?..
Ben kaybolduğum zaman ağır ithamlarda bulundum..geçenlerde "jiplen giderken otobüste gidenleri görünce ağlıyorum" şeklinde açıklama yapan fütursuzluk ustası esra neron'a..."önümden geçen kalabalık otobüs ve minübüsleri gördükçe taksiye binemediğime yanıyor ve arabasıyla rahatça yolculuk edenlerin gelmişine geçmişine acı acı sövüyorum" sanıyorum yeterince açık olmuştur..

Ülkemizde "iyi yönetici olmanın bin altın kuralı","kişisel gelişimin altın altı kuralı","altıya kadar saymanın sekiz yedi kuralı" tarzı kitaplar çok tercih ediliyor..yaşam koçu ya da evlilik terapisti gibi meslek sahipleri şu sıralar okumuş fakat cahil kalmış kesim sayesinde çok iyi kazanıyorlar..iyi yönetici olabilmenin altı yedi kuralının sıralandığı kitapların yok satıyor olması aslında bir garipliğide beraberinde getirmiyor değil..bir ürünün "yok" satması aslında hiç satmamayı işaret etmeliyken..aslında "yok" satmanın "çok" satmak manasını barındırması da ayrı bir gariplik..

Sıra dayağı bence kuru ile yaşı yakınlaştırıp aynı kefeye koymak adına çok yaratıcı bir cezalandırma şekli..avucumun içinde şaklayan lastiğin acısını zihnimde taşıyorum..koridor boyu erkek öğrenci..tek sırayız..yanyanayız..kankanayız..cancanayız..müdür bey elinde lastik..teker teker vuruyor..şak-şuk-a
ve sıranın sonunda abel xavier çakması tarık mengüç

Alican Arıcan
01/12/09

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder