Önümüzdeki ay yerel seçimler yapılacak.Seçim kavgaları,seçim sataşmaları aldı başını gidiyor.Basın herzamanki gibi taraf tutmaya taraflı haberler yapmaya devam ediyor.Çünkü basının işi bu "taraf tutmak".Kemal Kılıçdaroğlu diye birisi...Chp'den aday...İstanbul gibi büyük bir şehiri idare etmeye aday...Ben İstanbul'a aday olan bir insan evladının aklından şüphe ediyorum öncelikle.Çatısı akan,elektriği sıksık kesilen,kalorifer petekleri daireyi doğrudüzgün ısıtmayan,haftanın üç günü hırsızı eksik olmayan ve sürekli yıkılma tehlikesi yaşayan bir eve bile bile talip olmak gibi bence.Sorunu bol biryeri idare etmeye talip olmak hakikatten biraz delilik.Elbette birisi bu görevi üstlenecek.Belediye mantığında mühim olan idare eden zihniyetin hangi partiden olduğu değil bence.Mühim olan verilen hizmet ve adaleti eşit dağıtabilmekte.Yani birisine hizmet giderken diğerine hizmet gitmiyorsa bir gariplik aranır bu işlerde.Ama bizler "yani kulağı herşeye açık olanlar","gözleri herşeye görmeye müsait" olan insan evlatları bilir ki bizim ülkemizde "oy vermeyene" hizmet gitmez.Yani sen oyunu seçilen belediye başkanına vermemişsen yani seçilen belediye başkanı senin bölgenden az oy aldıysa ya da hiç oy alamadıysa bil ki belediye başkanının görevi süresince en az hizmeti sen görürsün.Bizdeki adalet sistemi bebekliklerimizden itibaren böyle işlemeye başlamıştır çünkü.Ufacık çocuğu bile "yüzümüze gülerse" sevmez miyiz?.Kendimizi kandırmayalım olay kabaca halka verilecek hizmet falan değil özelliklede Akp için böyle.Bir kaç senedir gözlemlediğim kadarıyla İstanbul büyükşehir belediyesinin hizmetleri sağda solda boy boy afişlerle reklam ediliyor,tanıtılıyor.Dört senede dört bin çocuk okuttuk...Beş senede beşyüz bin aileye zarttırı desteği verdik...Sekizyüz engelli vatandaşımıza tekerlekli sandalye verdik...Bir milyon insanı sağlık hizmetlerimizden faydalandırdık...Zorla yapmadık ya! Hizmet için yaptık kardeşim! Hizmet için yaptık!.İyi hoş sen insanları mutlu ettin gönüllerde taht kurdun,şahane.Ancak bir gariplik var bunların bir çoğu zaten senin görevin;belkide hepsi görevin yani kabaca halka hizmet etmek senin görevin ve sen yaptıklarınla gurur duyarak enteresan bir kibirle "yaptık,ettik,koyduk,çıkardık" tarzı tanıtım biçimleri ile bugüne kadar yaptığın hizmetleri övüyorsun göklere çıkarıyorsun ancak az öncede dediğim gibi bunlar senin görevin.Elindeki bütçeyle halkına hizmet etmeye "çalışmak" senin görevin.Tutupta verdiğin hizmetin kibirine kapılmana gerek yok.Madem o kadar hizmeti yaptın ettin sağa sola reklamlarını döşedin.O zaman başbakanın arkasından atıp tutmayada gerek yok.Bu ülkede iktidar partisinin bir çok açığını ortaya çıkartan Kemal Kılıçdaroğlu ile muhattap olmamak için başbakanın arkasına sığınmayada gerek yok.Madem hizmetler hak edilen ücretlerle yapılmış madem herşey çok düzgün halledilmiş madem birileri belediye tarafından zengin edilmemiş.E o zaman tartışamamak neden?.Madem her konuda Kadir Topbaş haklıdır o zaman neden başbakandan destek alınır.Kadir Topbaş sadece İstanbul'un belediye başkanıdır ancak arkasına sığındığı adam yani Tayyip Erdoğan bu ülkenin başbakanıdır.Koskoca başbakan neden bir ilin belediye başkanını koruma altına alır?İşte o noktada pisliği halının altına süpürmek istemeyen insanların aklına şu soru gelir.Demek ki büyük bir rant vardır...demek ki büyük bir olay vardır burada.Ve bu sebeptendir ki Kadir Topbaş mikrofonlara "onunla muhattap olup kendi üzerimden kahraman olmasını mı sağlayacağım?" tarzında bir açıklama yapmaktadır Kemal Kılıçdaroğlu için.Kemal Kılıçdaroğlunu sevmek zorunda değilsiniz.Zaten sevmenizide beklemiyorum.Evvela sizlerin gizlilerini ortaya çıkartmasından korkarsınız çünkü.Ama sorun değil adalet yerini bulacaksa yani adaletin öyle bir niyeti varsa zaten yerini bulur.Beş senedir idare ettiği (bence tartışılır) il için başbakanın kanatları altından atıp tutan birisi yaptığı hizmetlerinde altının boş olduğundan şüphe ediyor olmalıdır ki seçimin yaklaşması ile anlamsız açıklamalarına devam etmektedir.Benim umutsuzluğum sadece İstanbul ile alakalı değil elbette.Aynı zamanda Ankara'da sağlam bir vurguncu oturuyor koltukta.Hemde Kemal Kılıçdaroğlu ile düello yapmış ve yaptığı düelloda "gözü gerçekleri görenler" tarafından rezil olduğu kanıtlanmış bir isim.İ.Melih Gökçek,başbakan tarafından korunan bir başka isim.Başbakanımızın inadına sahip çıktığı bir başka isim.Sadece doğalgaz sayaçları ile değil benim için "Ankaraspor" konusuylada sabıkalı olan bir isim.Ankaraspor'un onursal başkanı ve bu ülkenin Başkent'inin "sabıkalı" başkanı.Ve onu inadına koruyan,ona inadına sahip çıkan bir kabadayı.Akp'lilerin deyimi ile "dünyanın yeni lideri" ve güzel bir reklam stratejisi.Lideri olduğu dünyadan habersiz enteresan bir lider.Sözüne güven olmayan "teğet geçiren" bir lider.Yarım milyon artan işsizlere teğet geçiren bir lider o.Evet dünyanın teğet geçirme meraklısı,sabıkalıların sadık dostu,iyilerin düşmanı,kötülerin dostu...İsrail'e tepki koyan ancak Filistin'i vuran uçaklara hava sahasını açan bir ülkenin başbakanı dünyanında yeni lideri.Uyutulan halkın çok sevdiği,meraksızların taptığı bir lider o.Ülkeye demokrasi getirmek adı altında yarattığı kaoslarla benim için tarihe geçmiş bir "teğet geçiren"dir o.Hırsızı,arsızı göklere çıkartmakta üstüne olmayan bir dünya lideridir o.Hani derler ya "İmam o.....sa cemaat s..ar "diye sanırım halimizi birebir anlatır bu cümle.
Alican Arıcan
05/02/2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder