Sabahın beşi hava çok soğuk yerler buz kimse birbiriyle konuşmuyor.Herkes yürüyor elleri cebinde;birden güçlü bir ses geliyor en arkadan bir arkadaşımız düşmüş yere.Kimse umursamıyor kendi kendine kalkmaya çalışıyor fakat başaramıyor.Ben geri dönüp yardım etmeye giderken diğer arkadaşlar engelliyorlar beni.Şaşırıyorum ancak herkes engellemeye kalkınca daha fazla uğraşmıyorum yardım etmek için.Bende diğerlerine uyup yürümeye devam ediyorum.Yere düşen arkadaşımız ise biraz bağırıp çağırıyor -Yardım edin!Böyle konuşmamıştık yardım edin!.Sonunda ses ufalıyor ve tamamen yok oluyor bir süre sonra.Aradan bir saat geçiyor bu defa orta sıralardan bir arkadaşımız düşüyor yere fakat onunkisi daha bir enteresan gerçekleşiyor diğer arkadaşımıza göre.O biraz sendeliyor başlarda;yani düşmekle düşmemek arası kalıyor belkide ben öyle algılıyorum ayak seslerinden ve zaman zaman dönüp geriye bakışlarımdan belkide.Arkadaşımız düşüyor en sonunda.Belkide ilk arkadaşı kimsenin umursamaması yüzünden o pek ses çıkartmıyor.Bir kaç defa -Lütfen! diye bağırıyor; o kadar biz devam ediyoruz bende fazla dikkat çekmemek için bu defa yardım amaçlı geri dönüş yaşamıyorum sadece bir bakıyorum arkaya,acaba dönen yardım eden var mı? diye.Ancak görüyorum ki acılar içerisinde "kibarca" yardım dileyen bir adamdan başka hareket eden yada etmeye çalışan kimse yok.Devam ediyoruz işte sanki aklımız mantığımız donmuş yada biri bizim kulaklarımızı gözlerimizi işlevsel olmaktan alıkoymuş gibi.Aradan bir gün geçiyor o süreçte kayıp vermiyoruz yola çıkışımızın ilk zamanları bıraktığımız arkadaşlarımız gibi terk eden olmuyor kalabalığımızı.O bir günün sonunda devam ediyoruz yürümeye. Yorulmuşuz iyice,güneş açmış bu defa soğuk değilde sıcak eziyor bizi.Bu defa kalabalık içinden iki kişi arasında kavga çıkıyor ve o kavgada sadece kavga edenler değil taraf olanlarda kaybediyorlar onları kimse umursamıyor kavgayı kimse ayırmıyor ve kavgaya kimse müdahale etmediği için birbirlerine öldüresiye vuran adamlar ve o adamların tarafını tutan diğer adamlar kalabalığımızın gerisinde kalıyorlar.Hangileri ölüyor hangileri ölmüyor bilemiyoruz ve kimse konuşmadığından kavganında ne için çıktığını bilmiyoruz.Aradan bir hafta geçiyor kalabalık gittikçe azalmış vaziyette.Ama kimse konuşmuyor insanlar konuşmamaya devam ediyor.Bende konuşmuyorum başıma birşey gelmesinden korkuyorum.Kalabalık içerisinde iletişim sıfır.Sanki herkes birbirinden nefret ediyor gibi.Kimse kimseyi umursamıyor ve işin daha beteri umursamadığı gibi ileriki günlerde umursamaya niyetli gibide gözükmüyor kimse.Aradan iki hafta geçmiş bir sabah yürüyoruz ama iyiden iyiye azalmışız.Kalabalık gibi olmayan topluluktan birisi çıkıp isyan ediyor diğeri onu susturmaya çalışıyor ve bu defa en arkadan bir kadın üzerindeki kumaşı sıyırıp çıkardığı silahla isyan eden kişiyi kolundan vuruyor.Herkes duruyor o anda.Silahı çıkaran kadın koşarak en öne gitmeye çalışıyor o anda onu engellemeye çalışanlarda kadının kurşunlarından paylarını alıyorlar.Kadın ona dokunan herkesi vuruyor.Heryer kan herkes bağırıyor.İnsanlar bağırarak ölüyor.Aramızda yaşlı bir adam konuşuyor kendi kendine ve ben o yaşlı adamın neyden bahsettiğini anlamak için ona doğru yanaşıyorum.Adam kendi kendine -Bunlar elbette geçecek!diyor.Ancak onu sadece ben duyuyorum onu sadece ben önemsiyorum o anda.Yani birşeyler değişeceksede değişmiyor sırf bu yüzden.Çünkü kandırılmış bir şekilde yalanlara inanmış insanlar olarak sürekli daha kötü şeyler yaşamak üzere aynı yolda yürüyoruz.Bazıları benim anlamadığım bilmediğim diller konuşuyorlar ancak onlarda farklı oldukları için sebep uydurularak silahlarını elbiselerinin içlerine gizleyen insanlar tarafından öldürülüyorlar.Aradan bir sene geçmiş kalabalıktan eser yok tam aksi artık üç kişi kalmışız ben istikrarlı bir biçimde herşeyi kendi içimde yaşıyorum ve bunlar genelde sıkıntı oluyor.İnsan bir süre sonra çektiği acıdan zevk alacak taraflar yaratmaya çalışıyor ve kendiyle çelişiyor.Aslında ağlaması gerekirken gülüyor ya da gülmesi gerektiği bir şeye ağlıyor.Duygu diye birşey kalmıyor bir süre sonra.Herşey birbirine girmiş düşünce diye birşey kalmamış artık kafa tam anlamıyla başka alemlere göç etmiş oluyor.Belki bu yazıdan nefret ettin belki çok sevdin belkide sende hiçbir hissin uyanmasına sebep olmadı bu yazı.Ama bir gerçek var ki.Belkide "EVET" dediğin parti sadece beni değil senide bu yazıdaki karakterler gibi bu yazıdaki ortamlar gibi bilinmeze ve korkuya sürüklüyor gün geçtikçe.Hrant Dink cinayeti,Rahip cinayeti,Malatya'da İncil basan kişilerin katledilmesi,Deniz Feneri vurgunu,ekonomik krizin teğet geçişi,1 Mayıs'ta kullanılan "orantılı güç",İsrail-Filistin savaşında Hamas'tan taraf olmak,Parti içinde yaşanana yolsuzlukların günyüzüne çıkarılması,İ.Melih Gökçek'in adaylığı,Taraflı basının kasırgaları,Tersane ölümlerine karşı kayıtsız kalış,Polis işkencesine son verememek,ETÖ (sözde Ergenekon Terör Örgütü) adı altında ülkede yaratılan gerilim ve bir seneyi aşkın bir süredir belli bir noktaya getirilemeyen sorgular,aramalar,taramalar,Türban gerginliği yaratmak üzerine çalışmalar ve üniversitelerde gerginliği doruğa tırmandırılması...ve bunun gibi birsürü sorunu yaratan kimdi?Kendi açtığı kuyuya düşecek olanlar kim?Halk meclise soktuklarının aynasıdır.Halk meclise soktuklarının aynısıdır.
Alican Arıcan
18/01/09
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder